Ne yazık ki bu coğrafyada inanç konusu Yahudilerin dinine dönüşmüş durumdadır. İlah kavramı üzerinde birleşilmiştir. Buna göre sahte Müslüman inanışı, “sahih İslam” dininden tamamen ayrı bir yönelişe dahil olmuş ve bu bağlamda her ne kadar adı başka olsa da çoğu yönü ile Yahudileşmiştir.

Burada kullanılan tabir “Yahudileşmek” biçimindedir; Yahudi olmak değildir. Yahudiler zamanında her nasıl Museviliği saptırarak kendi algılarını meydana getirdiler ise bugün görülüyor ki benzer yöntemlerle sapkın Müslümanlar kendi algılarını yaratmışlardır. Aile içi ilişkilerle, okullarla, sosyal düzenle, siyasal oluşumlarla birlikte kurumsallaşmışlardır. Yahudiler binlerce yıldır nasıl kendi algılarını kurumsallaştırdılar ve zamana uygun biçimde dönüştürdüler ise müşriklerce de benzer biçimde bir yönelim söz konusudur.

Bu tablo Hz. Muhammed’in (sas) adını zikrede zikrede son peygamber olma sebeplerini, Kur’an’ı Kerim’i farklı kavramlarla ilişkilendirerek okuya okuya vahiy olma sebeplerini yok saymak anlamına gelmiştir. Anlamlar semantik kaymalarla değiştirilmiş, uydurulmuş hikayelerle başka bir doğru tarifi yapılmış, siyasetle fiili durumlar ideolojik şekilde sabitlenmiş, eğitim ve sosyal ilişkiler için güçlü kampanyalar yapılmış ve bunların sonucunda coğrafyada belli bir kesim asıl ve sahih olanı unutmuş, başka bir inanışa yönelmiştir, üstelik buna küresel etkilerden de korunmak için sıkı sıkıya bağlanmıştır.

Bu “sahte Müslümanlık” yani sahih olmayan din siyasallaşmıştır. Tam da Kur’an’ın ifade ettiği endişelere göre saptırılmıştır. Müşriklik modern düzeneklerle “Yeni Müşriklik” biçiminde yeniden düzenlenmiştir. Millet hareketi olduğu ifadesiyle kültüre müdahale eder olmuştur. Sapkın bir nesil ortaya çıkmıştır. Bu nesil diğer insanları dışlar olmuş ve siyasetle birlikte bir taraf olmuştur. Gün geçtikçe Siyasal İslam’ı savunanlar artmaktadır.

Esasen sapkınlık kendinden olmayanlardan koparak başka bir şekle bürünmek biçiminde tarif edilebileceği gibi, başka dinden olanların veya inanmayanların, yani Hz. Muhammed (sas) üzerinden inen ve onun yüce şahsında örneklenen hakiki Müslümanlık, sahih İslam’dan olmayanların yapmak isteyecekleri karşı hareketi kolaylaştıran türden bir müşriklikle de tarif edilebilir olmuştur. Bu sahih olana veya inanç konusunu bir yana bırakın, dünyaya ve dolayısıyla insanlığa daimî biçimde huzur ve güven gelmesini isteyen sade ve düzgün insanların çabalarına ve düşüncelerine daha derin yaralar açmaktadır.

Sahih İslam dininde Allah’a (cc) inanmak ne demek, nasıl olur, bellidir. Buna karşılık inanan ve Allah’ı arasındaki yolun üstüne oturarak saptırmaya gayret eden şeytana ve şeytanlaşmış insana alet olmamak ve kullanılmamak hususu da bellidir. Bir takva sahibi insan olmanın tarifi de bellidir. Dünyanın başından, mutasavver sonuna doğal ve gerçek olanlar ve olacaklar ile insanlığın akıbeti de bellidir.

Eğer belli olmayan bir şey yok ise her dönemde bunu anlamamak için direnen cahiller çoktur. Tarihte birilerinin ve fikir akımlarının arkasına takılıp gidenler olmuştur. Bugün de benzerleri olacaktır, bu da bellidir. Durup bütüne bakarak karar vermek aklıbaşında ve sorumluluk sahibi bireylerin, hakiki yönelişini bu dünya algısı ile buluşturabilen her bir insanın görevidir.

O halde müdahale niye? Çok açık değil mi!..

Görüş Gönder

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.