2A: Ahlak ve Adalet

Kainat genişliyor, yeterince fark edilse de edilmese de bir ilerleme söz konusu. İnsanlar da ilerlemeliler, öyle de oluyor. İnsanlar ilerliyor ama kendini yenileyemeyenler sanki başka bir dünyanın içinde yaşamayı tercih ediyorlar. Belki de geridekiler ilerlemenin motivasyonu oluyorlar. Temel bilgimiz ise şu: Din ilerlemeyi emreder ve tarif eder.

İnsan için dinen iki önemli nokta var, belki de engel; ilki birey için ahlaki, ikincisi ise devlet için adalet emrinin dışında arayışlar içine girilmesidir. Bu iki imana intisap eden vazgeçilmez ilkeyi bir yana bırakmayı maharet zannedenler geçmişin avuntusunu din zannedip tersine giderek, hatta ilave çaba içine girerek, tam da ilerleme olgusuna karşı durmak adına ayak diriyorlar. Belki de kasıtlı yapıyorlar, bu onların politikası, yaşama tutunabilmek, maişet elde edebilmek, belki de saygınlık kazanabilmek için. Ama bu dinen kabul edilesi bir durum değildir.

Kainattaki gelişmeye bağlı kalarak insanlık bireysel olarak ahlakını, kurumsal ve idari bakımdan adalet vaziyetini tahlil etmeli ve gerekli düzenlemelerle hem tavırlara hem de idari mekanizmalara girecek biçimde geliştirmelidir, düzenlemelidir ve olgunlaştırmalıdır. Bu nasıl olur? Yeni gelişmeler ölçeğinde gerekli görülebilecek vicdanlardaki ve hukuktaki düzenlemeler yapılmalıdır. Bu o kadar kolay mı? Kolaylaştırıcı olacaklar kimler? Münferiden bireyler ve kurumların içinde rol alınması bakımından ise yine bireylerdir. Yani bütün öykü insan için yazılmaktadır. Bunun için bireyin gelişmesi esastır. Ama çoğunlukla kendilerini emniyette hissetme güdüsünden olsa gerek, insanlar geride kalmayı ve eskiyi sıkı sıkıya kavramayı tercih etmekteler. Bu onları örtük amaçlı kılmakta, kendi içine kapamakta ve dar bir alana hapsetmektedir.

Bugün Müslüman dünyasında ve son gelişmelerden sonra da apaçık ortaya çıktığı üzere Türkiye’de eskinin özlemi, savunusu ve yaşam tarzı haline getirilerek yeniden ihyası gibi beyhude bir çaba söz konusudur. Bu din değildir; İslam adına yapılan bu geridekileri savunma alışkanlığı terk edilmeli, vicdani ve hukuki ilerlemeler pratiğe geçirilmelidir.

Ne yapılmalıdır? Cevap belli; gelişme savunulmalıdır, yolunda çaba sarf edilmelidir. Gelişmeye göre bireysel ve kurumsal ilerlemeyi ahlak ve adalet bağlamında detaylandırmak gerekir. Değişik sorular vicdanlarda ve hukukta karşılık bulabilmelidir. Her geçen gün daha da detaya inildiğine ve daha da uzağa gidildiğine göre tüm boyutlarıyla kapsam ve derinlik artmaktadır. O vakit kapsamın öngörüsüne bağlanmak gerekir, bunda dair bilimsel ve teknolojik gelişimi sürdürmek gerekir. Bilimde ve teknolojide gelişememek demek, öngörüsüzlük ve vizyonsuzluk, yeterli çabayı gösterememek ve buna bağlı olarak gelişen kapsama karşılık gelen düzenlemeleri zamanında vaaz edememek demektir.

Bunu yapamayan yapanın arkasında kalır, yapanın kriterlerine ve standartlarına tabi olur; bu çok doğaldır. Kırılmak, gücenmek, kompleks edinmek yok! Bir kompleksle refleks geliştirmek ve buna göre tavır almak yok!

Basitçe durumun özeti, 2A: Ahlak ve Adalet.

(Görsel: Flickr, Evelyn Berg)

Görüş Gönder

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.