Evreni nasıl tarif ediyoruz? Her türlü sorunun cevabı karanlık evrende mi, yoksa bilgi evreninde mi? Bilinmeyen değil, dile getirilmeyen yönüyle kapsayıcı bir konuya açıklık getirmek mümkün mü? Başlıca sorular bunlar. Konuya bilimsel düzlemde bakılabilir, ama isteyen inanca kadar çekebilir. Sonuçta bilinç artıyor; sadece insanlığın değil, bildiğimiz bilmediğimiz her türlü şeyin.

Evrenle ilgili bilimsel çözümlemelerde son dört beş yılın ortaya koyduklarına göre bildiklerimizi tekrar değerlendirmemiz gerekecek kanaatindeyim. Bu yönde temel olarak astronomi ve fizik alanındaki çalışmaların bize sunduklarından etkilenmekteyiz. Son kertede bilimin bize sunduğu açıklamaların kökeninde gözlemlemede daha ilerilere gitmek, bu alanda hassasiyeti artırmak, çeşitlilik yaratmak, elde edilen bilgileri depolayabilmek, analiz edebilmek, denetleyebilmek, yeni modelleme ve simülasyon tekniklerini uygulamak gibi pek çok ilerleme var.

Eğer daha fazla bilgi edinebildiysek o halde evreni nasıl tanımlamamız gerekiyor? Bu noktada tanımımız “üç katmalı evren” şeklinde olacaktır. Buna başka bir tanım daha sunabilirim, “kapsayıcı evren”.

Halen bilinen, görünen evren ile onun hemen içine işlemiş alt evrenin, yani karanlık/karşı madde ile kaplı evrenin varlığı üzerinde durulmaktadır. Burada söylenenler özetle şöyle; bu karşı madde evreni, madde evrenine öyle bir altlık sunuyor ki, bütün gördüklerimizin oluşumu buna göre gerçekleşiyor. Henüz bu bir varsayım içeren yaklaşımdır. İç içe olan madde ve karşı maddeden oluşan bu iki evrenin -ki birini her şekilde gözlemliyoruz ama diğerini ise “böyle bir şey olmalı” diye işaret edebiliyoruz ve varlığına dair deliller toplamaya başladık diyebiliyoruz- ilişkisini ileriki yıllarda daha fazla irdeler olacağız.

DARK MATTER

Görünen madde evreni dışarıdan bakıldığında galaksi kümelerinin bir sinir ağı gibi birbirine bağlandığı sürekli gelişen, devinim içinde olan, içindekilerin doğduğu, olgunlaştığı ve öldüğü bir yapıdadır. Görünen evren element tablosunda bilebildiğimiz maddeleri katı, sıvı, gaz ve plazma halleriyle etkileşim içinde tutar. Madde evreni kendi içinde organizmayı meydana getirir; ki içeriğinde yine yapı malzemeleri element tablosundakilerdir.

Bilim insanları bu gelişmenin, değişimin ve yeniden yapılanmaların süreçlerinin ne şekilde gerçekleştiğine bakıyor. İç yapıda olan o bizim henüz göremediğimiz, yani karanlık/karşı maddeyle kaplı evrendeki değişimlere veya oluşumlara göre madde evreninin şekillendiğini söylemektedirler. Anlatımı kolay olsun diye bu evreni “kara” (dark) göstermekteyiz.

Yukarıdaki şekil karanlık veya karşı madde evreninin değişimine göre görünen yani madde evreninin nasıl evrildiğini gösterir. Bu evrilme sürekli devinim içeren bir görünüm sergiler. Galaksiler, cüce beyazlar, dev kızıllar oluşur, yıldızlar, süpernovalar meydana gelir, uzaya hidrojen, helyum, demir tozları saçılır, yeni galaksiler oluşur, eskileri karadeliklerde yutulur, gama ışınları yayılır, boyutlar, çekimler, ağırlıklar farklılaşır, zaman her defasında dolu bir yaşam sunar… Bakınca bunlar görülür, ölçülür, hesaplanır. Karanlığı bilmeyiz. İyi de bütün sistemi şekillendiren nedir? Madde ile ilgisi olmayan, yani o çok kolay telaffuz ettiğimiz “bilgi” veya “bilinç” değil mi?

Evrende her şeyin zıttı vardır. Pozitif-negatif, dişi-erkek veya madde-karşı madde gibi…

Bütün insanların doğurduğu, dünyanın meydana getirdiği, galaksilerin ve nihayetinde görünen evrenin tecrübe ettiği bilinç her defasında daha kapsamlı, her şeyi cevaplayan ve bir adım önde olan değil mi? İki galaksi çarpışıp bir galaksi olacak ise ve orada bu kez 200 değil de 250 element olacak ise hatta 250 elementle yeni yaşam formları görünür olacak ise, bunun hangi şartlarda, ne zaman ve niçin olacağını sürekli öğrenen tümel bilinç olmayacak mı? Sadece görünene bakarak her şeyi cevaplayamayız. Sadece karanlığa bakıp –ki şu an ne olduğu hakkında hemen hemen doğru düzgün bir bilgimiz dahi yok- “tamam şimdi oldu” da diyemeyiz. Aslında temel olan gözlerimizin önündedir. Bilim insanlarının bu dünyanın bilincine katkısı yadsınamaz. Evrensel modelde bile işe yaramaktadır. Evren kendi içindekilerle gelişir ve değişir. İnsan veya zekâ bundan ayrı değildir. Sonuçta görünen ile bilgi arasında korelasyon vardır ve bu korelasyon karanlığın hesabına dahi yarayışlı çözümler sunacaktır.

Karanlık madde görünen madde evrenini (buna fizik evreni diyenler de vardır) yapılandırandır. Ancak her şeyin cevabı değildir. Karanlık madde sadece bir cevap bekleyen temel sorudur. Her şeyin cevabı bilgi evreninin içindedir. Eğer karanlık tarafın bilinmesi gerekecek ise yine bilgiden türeyecektir.

Şimdilik bilim insanları buraya kadar açıklama yapıyor. Peki, dahası var mı? Aslında bilinmedik bir şey yok. Birlikte düşünülmesi gereken bir evreni daha kapsam içinde görseler bence her şeyin açıklaması daha kusursuzlaşacak. Karanlık madde ne oluyor da madde evrenine belli bir format sunuyor? Madde evreni içindekilerin güçleri, etkileşimleri, devinimleri ve hatta örneğin organizmadaki genetik bilgi ne oluyor da sürekli öğrenen bir yapı halinde? Her şeyin olmasına dair bir adım önde giden madde mi, karşı madde mi yoksa öğrenen ve öğrendiklerini olumlu yönde paylaşan bilinç mi?

Bana göre temel bir arka plan, başka bir deyişle iç içe bu yapının ne yaptığını bilen bir altlığı daha var. Bu bir kere öğrenmiş değil, içindekilerden bilgi alarak beslenen bir yapıdır. Ben buna “mana/maddi olmayan evren” diyorum. Yukarıdaki birinci şemada noktalı işaretle görünüyor. Ancak bu şekli ardışık katmanlar olarak okumayın, iç içelerdir, birbirlerine nüfuz etmişlerdir. Zira mana her şeye nüfuz etmiş olandır. Gösterim kolaylığı olsun diye bu şekli ele alabilirsiniz.

Manadan kasıt ise bütünüyle anlam, bilgi, bilinçtir. Anlam, maddi veya maddi olmayan her şeyden anlaşılandır, bunların hatırlattıklarıdır. Zaten mantıkta anlamın (mananın) açıklaması şöyle; bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şeydir. O halde bu maddi olmayan mana evreni bize, madde ve karşı madde evreninde olanları ve olması gerekenleri, nedeniyle, nasılıyla, maksadıyla ve diğer alt sorularla ilgili kısmıyla, açıklar, rehberlik eder, gerçekleşeceklere yön verir. Bir başka deyişle “Ol!” der.

Görünen madde ve görünmeyen karşı madde evrenleri aslında şu an için bu yaklaşımla doğrudan sözü edilmeyen ama aslında bizlerin bilgi veya bilinç evreni diyebileceğimiz yapı ile açıklanmaktadır. Eğer tüm olanlara, varlığa veya yokluğa bu gözle bakarsak, nasıl maddi görünen evren hakkındaki yapıyı karanlık madde kaplı bu karşıt içindeki değişim bağlamında oluşuyor diyorsak, şimdi bir geri planla bakabiliriz. Bu bizim için bütün soruların karşılığını vermemize olanak sağlar. Her iki evrene de asıl gerekçeleri veren, sürekli öğrenen, öğrendiklerini olumlayan, değişime yön veren bu bilgi evreni mutlaktır. Bu evren elle tutulmaz, ölçülüp tartılmaz, ama bir bilinç sistemi olarak esasın açıklaması halinde varsayılabilir. Bilinen ve bilinmeyen her şeye nüfuz etmiş olan bu evrendir.

Şimdi bu anlatımın matematiksel yönüne bakalım. Önce tanımları yapalım:

“E” evreni üç katmanlı evreni (kapsayıcı olanı) tarif eder. Bu bütünsel yapı sürekli gelişir. Burada esas olan sürekli değişim, genişleme ve her şeyi öncesinde bilmektir. Evren sayısı 1’den n’ye kadardır (. En son üç katmanlı evren “n” ile gösterilecek olur ise bunun açılımında bir önceki yani “n-1” evreni bulunur. Kapsayıcı evrenin unsurları ise madde (A), karşı-madde (B) evrenleri ile mana (C) evrenidir. Buna göre evrenin kapsayıcılık gelişimini şu şekilde göstermek mümkün olacaktır:

Bu formüle bakarsak şimdiki anın bütün evreni bir önceki anın üzerine gelişen bilinç, madde ve karşı-madde oluşumlarına tabidir.

Bütün içinde ağırlıklar ne durumdadır? “C” evreni her şartta yarıdan fazla ağırlığa sahiptir. Zira sürekli öğrenen ve madde ile karşı-madde evrenlerini düzenleme iradesine sahip olduğundan sürekli önde giden bir ağırlığa sahiptir. Demek oluyor ki asıl ağırlık sürekli manadadır ve bilinç yönlendirmesi olmadan veya bilgi üreyip hükmedici güce oluşmadan ne karanlık ne de aydınlık tarafta bir değişim meydana gelebilir.

Sonuçta kapsayıcılığı, nüfuzu, mutlak olanı, dengeyi, etkileşimi, gelişimi evrensel boyutta bu şekilde açıklamak mümkün olmaktadır. İnsanlığın arayışı ve aslında işlemci olması sebebiyle evrensel bilincin gelişimi bu anlamda süreklidir; ya bu yer kürede ya da başkasında; ya bu yaşam formunda ya da gelecektekinde…

Görüş Gönder

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.