Kitap Adi: Halifehalifekapak
Yazar: Gürsel Tokmakoğlu
Türü:
Düşünce Dizisi, Felsefe
Yayınevi: İz Yayıncılık
Yayın Tarihi: 
2013-03-06
ISBN: 
9753559362
Sayfa Sayısı: 
316

Müslüman birey bir işe başlarken “eûzu besmele” çeker ve “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman ve Rahim adıyla!” der. Bu ifadede yer alan özneler; Âdemoğlunun kendisi, İblis ve Yaratan’dır. Bu kitabın da çerçevesi, iki iradeli yaratılmıştan İblisin Âdemoğluna “düşman” olmasından ve Yaratan’ın vahyinden meydana gelmektedir. İblisin düşmanlığı büyük ölçüde Âdem’in “Halife” olarak atanması üzerine meydana gelmiştir. Bu yaklaşımla yazar halifelik konusunu en başından itibaren incelemek gereği duymuştur. Bu eserin ortaya çıkış nedeni budur.

Bu bir düşünce kitabıdır. İçindeki bilgiler belirli bir yaklaşımın ifadesidir. Yazar; İnsan ve Âdem, Halifelik, Düşmanlık, Gerçeklik ve Bilimsellik, şeklinde savlarını ortaya koyarak bir analiz-sentez örgüsü gerçekleştirir.

Kur’an’ı okumak “kâinatı doğru okumakla” ilişkilendirildiğinde ve bir Müslümanın gününü “yaşayan bir Kur’an” olarak geçirmesinden bahsedildiğinde; genel resmi bir bütünlük içinde görmenin zarureti ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu eser, elementer başlangıçtan kâinatın geneline ilişkin temel ve hassas noktalara değinerek belirli bir tutarlılığı tarif etmektedir.

Bugünün insanı “antropomorf” bir hayvan değil, halife olan “en üstün varlıktır”. Bu üstünlük esasında Batı tasnifinin “homo sapiens” olarak tarif ettiği “modern insana” karşılık gelmektedir. Ancak üzerinde belirli tartışmaların yapıldığı evrimsel takıntılardan uzak kalındığında görülecektir ki; “İnsan yaratıldı ve Âdem tayin edildi,” temel düşüncesi bizi bilimsel gerçeklerle de buluşturacaktır. Batı felsefesinin konuya ilişkin özgün bir kritiği yapılmakla beraber, bilimsellik esaslı çalışmaların asla yadsınmaması gerektiği üzerinde de durulmaktadır.

Bütünüyle bu eser insana ait bütün konuları entelektüel bir bakış açısıyla ve Kur’an’ı referans alarak tartışmaktadır. Yaklaşık dört milyar yıl öncelerden itibaren incelediği süreci Hz. Muhammed (SAS) zamanına getirerek tamamlar. Parçacık bahsinden, organizmadan, genetikten, davranışlardan, dünyanın gerekli gelişme ortamını hazırlamasından, jeolojik evrelerden ve antropolojik bulgulardan bahseder. “Üstün insan” tanımlı Âdem’in öncekilerden var olan farkını ortaya çıkarır. Halifeliği tanımlar ve bunun getirdiği sorumlulukları açıklar. Âdemoğlunun ameli, ruhani, iradi ve bilgin taraflarını tartışır. Bir halife olarak, Âdem merkezli bakış açısıyla işlenen konuları bağlar.

Okuyucunun yararlanması açısından eserin içinde geçen süreçler bir “Zaman Dizini”, terimler bir “Sözlük” halinde, “görseller” yerinde harita ve resim olarak ve Kur’an’dan alınan referanslar bir “Ayet Dizini” şeklinde sunulmuştur. Fikir ayrılıklarına zemin hazırlayan bir bakış açısını tasvir etmek için iki alegorik öykü ile konu desteklenmiştir. Manadan maddeye, maddeden manaya olan dönüşümler içinde her bir ayrıntı etraflıca incelenmiştir.

İnsan var olduğundan bu yana bir taraftan çevresini anlamlandırmayla uğraşıyor, diğer taraftan kendini tanımlamaya çaba gösteriyor. Mademki tartışmalar devam ediyor, mademki en son Kitap tebliğ edildiği halde insan akılları karıştıracak birçok konuyu türetebiliyor; o halde bütüncül bir yaklaşımla konuyu toparlamakta yarar görülmekte ve bu eser belirtilen açılarda önemli bir işlevi yerine getirecek niteliktedir.

Kitap Adi: Cephecephe1 001
Yazar: Gürsel Tokmakoğlu
Türü: Düşünce Dizisi, Felsefe
Yayınevi: İz Yayıncılık
Yayın Tarihi: 
2013-01-01
ISBN:
9789753559508
Sayfa Sayısı: 
315

Eğer insanlık asıl ve ezeli düşmanı karşısında bir savaş verdiğini fark edemediyse hatırlatmak, bu düşmanı arıyor ama bulamıyorsa işaret etmek veya onunla savaşmak istiyorsa destek vermek istedim. Bu düşüncelerimi size iç bendeki bir savaşın cephesini ayrıntılı bir şekilde tanıtarak gerçekleştirebilirim. Çünkü her savaşta olduğu gibi iç bendeki savaş da bir cephede cereyan eder.

Zannederiz ki savaş denen o yıkıcı ve istenmeyen olgu bildiğimiz tarzla, askeri, ekonomik, siyasi gibi alanlarda meydana gelir. Örneğin tanklar, toplar, uçaklar ateş kusar ve ortalık kan revan olur veya birileri diğerlerine ambargo uygular. İnsanlık bu tür savaşı fazlasıyla öğrendi, değil mi? Buna “dış savaş” diyelim. Peki, “iç savaş” nasıl olur, neyle yapılır? Yine ölüm kalım var mıdır sonucunda? Aslında biri diğerini sürekli etkiler. Ama insanın özündeki nefiste meydana gelen dürtüler dışarı çıktıkça o dış savaşın o travmaları ile iç savaş beslenir ve bir döngüyle birlikte gelişir.

İnsanın yaşam içindeki mücadelesini bir cephe konusu üzerinden irdeledim. İnsanoğlu kendi iç benine inşa ettiği bir cephe ile gerçek düşmanına karşı başarılı bir mücadele verebilir. Gerçek anlamda muzaffer olma yolunun bu şekilde mümkün olabileceği üzerinde durdunm. Cephe inşası için tanımamız gereken unsurları gözden geçirdim. İnşa etme işinden doğal olarak kendimiz sorumlu olacağız.

Birey bir seçimle karşı karşıya kalmaktadır. İç beninin cephesini ya günlük başarılara ve hiçbir zaman gerçek belirleyici olamayacağı işlerde meşgul edecek ya da yaşamını derin bir sorumluluk temeline dayandıracak! Günlük başarılarda ve içinde kaybolunacak değişik işlerde cephe, tamiri mümkün olmayacak bir zararla yüz yüze kalabilir. Savrulmak, itilmek, çaresizlik içinde kalmak, belki de pohpohlanmak size yabancı tepkiler ve sonuçlar değildir. Kolaylıklar altın bir tepside sunularak avutulmanız söz konusu da olabilir. Bu gibi sebeplerden dolayı önce farkındalık önemlidir, diye düşünmekteyim.

Benim parolam şöyle: Ya gaile ya irade! İradeyi seçenlerden yanayım. Gaile içinde eritilenlerden değil! Temeli olan işlerde günlük meşgaleye dalmak yerine, geri planındaki ayrıntıya bakmak gerekmektedir. İç cephesinde iradesine sahip olanlar dış cephedeki meşguliyetine daha da özenle ve boşluk bırakılmayacak ilgi ile bakacaktır. Buradaki farklar; cephenin delinmemiş, sağlam ve sahibine ait olup olmaması, yürütülen işler için muhatabın kendi süzgeciyle ve üstün sorumluluk bilinciyle insanoğluna değer bir inisiyatifin ve iradenin kullanılıp kullanılmaması ile belirginleşir. Bazıları vazgeçilmesi gereken cazip gibi görülen ama aldatıcı işler olabilir. Bunlara dikkat sarfetmek, sakınmak ve daima faydalı işlere doğru ilerlemek, bilinçle ve dirayetle mümkün olur.

Önce düşman kavramı üzerinde durdum. Düşmanın, düşmanlığın, dostluğun ne olduğuna baktım. Hedeflerin içeriğini gözden geçirdim. İnsanlar arası farkların temelini irdeledim. Daha sonra savaş ve hükümranlık kavramlarını ele aldım. Kazanmanın ne olduğunu inceledim. Bütün bunları bir iç ben ortamına indirgedim.

Eğer insanın iç beninde bir savaş ve dolayısıyla bir cephe varsa o halde insanın dâhilindeki her bir zenginliği gözden geçirmek gerekecektir. İnsanla ilgili bilgilerimizi tazeleyeceğiz. Kendini arayan, kendiyle sorunu olan ve kendini bulanlar bağlamında bir tasnifle çeşitli örnekleri gözden geçireceğiz.

Bu bir savaş tarifidir. Bir savaş ise içinde cephenin olduğunu açıklayan bir kitaptır.

Cephenin özellikleri üzerinde durdum. Cepheyi sıkıştıran faktörleri ele aldım. Bahsedilen faktörler yaşamımızda gerçekleşen, belki de iyi bildiğimiz konuların tekrarı mahiyetindedir. Daha çok çıkış noktalarına işaret ettim. Doğallıkla ve müştereken bir havuzda toplanan faktörler, bireylerin benliğinde etki altında kaldığı ortamı tarif eder değerdedirler. Dolayısıyla her birine ayrı ayrı bakmak yerine, tümel bakmanın yararlı olacağını düşünmekteyim. Bu faktörler; dil, inanç, cinsellik, güç, ideoloji, kent, çoğalma, para, sanallık, modernleşme ve küreselleşmedir. Bu faktörlerin ortamında birey kendini bir savaşta ne şekilde muzaffer kılar? Bu zihinlerimizde kendiliğinden oluşacaktır kanaatindeyim. Ama ben bireylerde görülebilecek iç ve dış cepheleşme hallerini bir dizi farklı algı ve davranış tanımı içinde sundum. Gönüllülük, köktencilik, gelenekçilik, yıkımcılık, kölecilik, kazanımcılık, sistemcilik, telimiyetçilik, entrikacılık, kuşkuculuk, korkaklık, faydacılık, hazcılık, gerçekçilik, saldırganlık, hainlik ve merkezcilik hallerini irdeledim.

Bu kitap “merkezcilik” düşüncemi daha belirgin şekilde açıklamaktadır.

Kitap Adi: Muttakimuttaki
Yazar: Gürsel Tokmakoğlu
Türü:
Düşünce Dizisi, Felsefe
Yayınevi: İz Yayıncılık
Yayın Tarihi: 
2012-03-05
ISBN: 
9753558938
Sayfa Sayısı: 
304

  • Ana fikrinde “muttaki” kavramı irdelenmektedir.
  • Kitap Türkiye’de muttaki konusunu ele alan başlıca kitaptır.
  • Kitabın ilk bölümünde varlık konusu ortaya konmuştur. Muttakinin varlık konusunda yanlış bir yerde duramayacağı nedenle incelemeye bu noktadan başlanmıştır.
  • Diğer yandan kitap “yetkin insan” kavramını ortaya koymaktadır. Batı kendi değer sistemiyle yetkin insan modelini önermektedir. Aslında muttaki kavramının içinden Müslümanlık ile ilgili olan kısmı çıkarırsanız, geriye kalan yetkin insandır.
  • Kitap Müslüman ile Batı kültür değerleri ile yetişen arasındaki farkları da belirginleştirmektedir.
  • Muttaki, İslami yaklaşımı arkasına alarak yaşamımız için aktör olarak önerilmektedir.

Kitap Adi: Benlik, Bilinç ve Vicdanbenlik
Yazar: Gürsel Tokmakoğlu
Türü:
Düşünce Dizisi, Felsefe
Yayınevi: İz Yayıncılık
Yayın Tarihi: 
2012-02-08
ISBN: 
9753558853
Sayfa Sayısı: 
224

  • Ana fikri “vicdan” kavramı üzerinedir.
  • Bütünsel manada, kitap Türkiye’de vicdan konusunda ilk kitap oldu. Vicdanın fonksiyonunu işaret etmeden önce benlik (nefis), bilinç sistemi gibi önemli konuları açıkladım.
  • Batı kültürü ile (veya felsefesi ile) İslami bakışın temel ayrım çizgisine işaret ettim. Batı’nın iç dünyasına getirdiği kolay bir anlatım sunan masum ve işlevsel “psike” tanımının yol açtığı temel boşluk ve yanılsamayı açıkladım.
  • İnsan karakterinin sistemli bir şekilde değişim gösterdiği rotayı belirginleştirmeye çalıştım.
  • Vicdanı merkeze koyarak bir eğitim anlayışının kavramsal temellerini ortaya koydum.

Kitap Adi: İnsanlar ve İnsancılar
Yazar: Gürsel Tokmakoğluinsancı
Türü: 
Düşünce Dizisi, Felsefe
Yayınevi: İz Yayıncılık
Yayın Tarihi: 
2012-01-04
ISBN: 
9753558778
Sayfa Sayısı: 
376

  • Kitap kavramlar bağlamında bir çalışmadır. Kavramların dili hakkında bir inceleme yapılmıştır.
  • Ana fikrinde “insancı” adını verdiğim bir kavramı ileri sürmektedir. İnsancı İnsanı ilahlaştıran bir kavramdır. Amaçta istismar var. Yönetici boyutundaki insancı için ortaya çıkan etkilerin insanları etkilemesini “İnsancının Çevrimi ve Gerçek Üzerine Yanılsama” ile açıkladım. Zaten kitap insancının kavramlar üzerinde yarattığı yanılsamalar ile zenginleştirilmiş durumdadır.
  • Türkiye’nin şu an dahi tartışmakta olduğu soruları yansız bir şekilde cevaplar nitelikte bir kitaptır. Siyasi bakış sergilemeden, entelektüel düzeyde, daha çok kavramları ön plana çıkararak, okur için değişik boyutlarıyla tarihi süreci gözden geçirme imkânı veriyor.
  • İlk anlatım basamağı alegorik olarak kavram inşası için kendi içinde tutarlı örneklerle işlendi. Olaylara kült bir bakış sergilendi.
  • İkinci basamak teorik ama gerekli konuları içeriyor. Burada kendimce koyduğum şablona göre bir kavram incelemesi yaptım. Aynı zamanda kavramları bir model üzerinden irdeledim (Yönetimin Kavramları İnşa Modeli). Modernizme ve postmodernizme giden yolda gerekli olan düzenekleri “Kültürel Endüstri etkileşimi” ile açıkladım.
  • Üçüncü basamakta ise gerçek hayata, tarihe bir hızlı bakış ile yaklaşarak kavramları yerli yerine koyma fırsatı yarattım. Özgün bir bakış tarzıyla olayları iç içe işledim.
  • Kitap Türkiye’de postmodernizme analitik bakan tek kitap oldu. David Harvey’in analizinden yararlanarak Türkiye’nin postmodern taraflarını açıkladım.
  • Sadece bir disipline bağlı kalıp dini, tarihi, jeopolitik, sosyo-ekonomik, antropolojik veya başka şekilde baksa idik; kanaatimce taşlar yerli yerine böylesine oturmazdı. Çok boyutlu bakışın meydana getirdiği bir avantajı ortaya koyabildik. Belki dile getirilenlerin çoğu bilinen konular idi ama bu tarz bir işleme ile daha farklı bir sonuca vardık.

Kitap Adi: GözlerimGözlerim
Yazar: Gürsel Tokmakoğlu
Türü: Şiir
Yayınevi: Yankı Yayınevi
Yayın Tarihi: 
2010-08-18
ISBN: 
6054368327
Sayfa Sayısı: 
268

Bir yerde doğdum, bir zamanda
Nüfus kütüğüm başka, doğduğum başka bir yeri tarif ediyor
Doğum tarihim okul meselesi için yine başka
Okula başladığımda ağladığımı hatırlıyorum
Erken başlamışım
Okumak için gittiğim yerlerde kendimi yabancı hissettim
Bayram seyran deyip baba ocağını ziyaret ettiğimde, her seferinde başka bir evde ellerini öptüm ailemin
Kiracılık beni de etkiliyordu
Evler hep geçici geldi bana
Bir işim oldu
Çalıştım, benimsedim; ama o beni benimsemedi
Şimdi bir işim yok; ama özgür değilim
Yaşam kavgası beni kovalıyor, ben koşuyorum
Halen bir yerde bir ev satın aldım
Ama burada yaşlanamayacağımı biliyorum
Bir gün öleceğim, nerede bilmem
Toprağa koyarlar herhalde
Ama kalacağım yer ve kalacağım süre yine belirsiz
Aslında bilmek de istiyor değilim
Belki benim gibi birçok kişi vardır, birlikte olacağım, bilmediğim
Yarım yüzyıl yaşadıktan sonra aklım başıma gelmeye başladı
Boyamaya ve yazmaya başladım
Şimdi biraz boya işim, biraz da yazmışlığım oldu
Yine bir sorunum var: Şair miyim yoksa, yazar mı
Bunu bilemedim
Ama hep haddimi bildim